Şiirler

Desem Ki
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır 
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor 
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini 
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim 
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını 
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm 
Sende tattım yemişlerin cümlesini 
Desem ki sen benim için, 
Hava kadar lazım, 
Ekmek kadar mübarek, 
Su gibi aziz bir şeysin; 
Nimettensin, nimettensin. 
Desem ki... 
İnan bana sevgilim inan 
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap. 
Ben sende yaşıyorum, 
Sen bende hüküm sürmektesin. 
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, 
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber
Günlerden sonra bir gün, 
Şayet sesimi fark edemezsen 
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden, 
Bil ki ölmüşüm. 
Fakat yine üzülme müsterih ol 
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini 
Ve neden sonra 
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede 
Hatırla ki mahşer günüdür 
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Cahit Sıtkı Tarancı


BU VATANA NASIL KIYDILAR 
İnsan olan vatanını satar mı? 
Suyun içip ekmeğini yediniz. 
Dünyada vatandan aziz şey var mı? Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Onu didik didik didiklediler, saçlarından tutup sürüklediler. 
götürüp kâfire : «Buyur...» dediler. Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Eli kolu zincirlere vurulmuş, vatan çırılçıplak yere serilmiş. 
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş. 
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Günü gelir çarh düzüne çevrilir, günü gelir hesabınız görülür. 
Günü gelir sualiniz sorulur : 
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
1959 
Nazım Hikmet 
 
BUGÜN CUMA
Bugün cuma;
Büyükannemi hatırlıyorum,
Dolayısıyla çocukluğumu,
Uzun olaydı o günler!
Yere düşen ekmek parçasını
Öpüp başıma götürdüğüm günler!
O zaman inandığım gibi,
Sahiden bir öbür dünya varsa eğer,Orada da cumaysa bugün,
Başında bulutlardan beyaz örtüsü,
Büyükannem namaz kılmaktadır,
Namahrem eli değmez seccadesinde;
Mekkei Mükerremeden getirilmiş.

Dilerim duasında unutmasın beni;
Günahkar olduğumu hatırlayarak.

Cahit Sıtkı TARANCI


GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN 

Ne doğan güne hükmüm geçer, 
Ne halden anlayan bulunur; 
Ah aklımdan ölümüm geçer; 
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur. 
Ve gönül Tanrısına der ki: - 
Pervam yok verdiğin elemden; 
Her mihnet kabulüm, yeter ki 
Gün eksilmesin penceremden! 

Cahit Sıtkı TARANCI


Hayyam’dan Dörtlükler 

Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

Derde gama yatkın yüreğime acı;
Bu tutsak cana, garip gönlüme acı;
Bağışla meyhaneye giden ayağımı,

Kızıl kadehi tutan elime acı.

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?

Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.

Ovada her kızıl lalenin teni
Bir padişahın kanıyla beslendi.
Yerden biten şu mor menekşe yok mu?
Bir güzelin yanağındaki bendi.

Hak er geç cimrilerin hakkından gelir;
Cehennem ateşleri onlar içindir.
Ne der, dili inciler saçan Muhammet:
Cömert gavur cimri müslümandan yeğdir.

ÖMER HAYYAM


Makber

Eyvah ne yer ne yar kaldı

Gönlüm dolu ah u zar kaldı
Şimdi buradaydı gitti elden

Gitti ebede gelip ezelden
Ben gittim o haksar kaldı

Bir köşede tarumar kaldı
Baki o enisi dilden eyvah

Beyrutta bir mezar kaldı
Bildir bana nerde nerde
Ya Rab

Kim attı beni bu derde Ya Rab
Nerde arayayım o dil rübayı

Kimden sorayım bi-nevayı
Derler ki unut o aşnayı

Gitti tutarak reh-i bekayı
Sığsın mı hayale bu hakikat

Görsün mü gözüm bu macerayı?
Sür’atle nasıl da değişti halim

Almaz bunu havsalam hayalim.
Çık Fatıma! lahden kıyam et

Yadımdaki haline devam et
Ketm etme bu razı şöyle bir söz

Ben isterim ah öyle bir söz
Güller gibi meyl-i ibtisam et

Dağı dile çare bul meram et
Bir tatlı bakışla bir gülüşle

Eyyamı hayatımı temam et
Makber mi nedir şu gördüğüm yer

Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber.

Abdülhak Hamit Tarhan


MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim  
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;  
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.  
Memleket isterim  
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;  
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.  
Memleket isterim  
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;  
Kış günü herkesin evi barkı olsun.  
Memleket isterim  
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;  
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Abbas
Haydi abbas, vakit tamam; 
Akşam diyordun işte oldu akşam. 
Kur bakalım çilingir soframızı; 
Dinsin artık bu kalp ağrısı. 
Şu ağacın gölgesinde olsun; 
Tam kenarında havuzun. 
Aya haber Sal çıksın bu gece; 
Görünsün şöyle gönlümce. 
Bas kırbacı sihirli seccadeye, 
Göster hükmettiğini mesafeye 
Ve zamana. 
Katıp tozu dumanı, 
Var git, 
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; 
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
Cahit Sıtkı Tarancı 

		
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: